"Hayat Kısa, Kuşlar Uçuyor"

5 not

celikyasemin sordu: Bu ramazanda böyle fotoğraflar paylaşman hiç hoş değil.

Ramazan şüphesiz kalp işidir, güzel ahlaktır, sevgidir, beraberliktir. Her şeyi ‘din’e yoğurmak neden bunca hoş gelir ki.. “Din afyondur.” diyordu yüce zatın biri, katılıyorum ona. Gözünüzü kapatabilirsiniz görmemek adına.. Günah işlemeyin.

22 not

içimdeki gökkuşağı besbelli neden bulutların içinden kuşlar yağıyor bir şiire başlarsın birini bitirmeden hiç kimse gözlerine inanamıyorsevmek için geç ölmek için erkenAttila İlhan, Sevmek İçin Geç Ölmek İçin Erken
Fotoğraf: Attila İlhan, Çolpan İlhan ve
Kerem Alışık’ın annesi, Sadri Alışık’ın eşi ve Atilla İlhan’ın kardeşi Çolpan İlhan güzel uyu. 25 Temmuz 2014

içimdeki gökkuşağı besbelli neden 
bulutların içinden kuşlar yağıyor 
bir şiire başlarsın birini bitirmeden 
hiç kimse gözlerine inanamıyor

sevmek için geç ölmek için erken

Attila İlhan, Sevmek İçin Geç Ölmek İçin Erken

  • Fotoğraf: Attila İlhan, Çolpan İlhan ve

Kerem Alışık’ın annesi, Sadri Alışık’ın eşi ve Atilla İlhan’ın kardeşi Çolpan İlhan güzel uyu. 25 Temmuz 2014

Kayıtlı olduğu alan atilla ilhan sevmek için geç ölmek için erken çolpan ilhan sadri alışık kerem alışık türk sineması

40 not

“… Ölüm çok iri bir sözcük değil bayım./ Kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum./ Ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen/ Yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?/ Bir gül, bir güle derdi ki görse/ Yalan söylüyorum/ Güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.”
Didem Madak, Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım
Çiçekli şiirler yazan ve ruhlara çiçek aşısı yapan kadın Didem Madak’ı saygı ve hasretle yâd ediyorum. (24/7/2011)Şüphesiz, seni sevişimiz hep bir Laterna ve hep aynı şarkıyı tekrarlayan. Orada, acaba Ah’lar ağacında bir meyve yetiştirdi mi, bilemem. Lâkin, sensizlikte burası biraz daha çirkin ve biraz daha güzel değil.. Bu sevgisizlikte tıpkı senin yaptığın kurabiyeleri gibi, evet evet iyi pişmiş kurabiyeler gibi dağılıyor kalbimiz.. Sensiz, çoğu zaman defolu bir kelebek gibiyiz pul biber mahallesi sakinleri olarak. Ve nedense, seni hep kuşlar ve çiçeklerle düşünüyorum güzel kadın, Didem Madak. Mis gibi uyu orada bize çiçekli şiirler hazır’la(t).
Sensizlikte gözlerimiz bir yeşil fanila, balkonda uçuşan. Ve aklın çaresizliğini yaşıyorum grapon kağıtlarında. En son oturup, susmanın muhabbet kuşu oluyoruz seninle, Ah’lar ağacından meyva yiyerek. Asaletimizi herkese bırakıp Ah çekiyoruz, durmadan susarak.. Ah..

“… Ölüm çok iri bir sözcük değil bayım./ Kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum./ Ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen/ Yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?/ Bir gül, bir güle derdi ki görse/ Yalan söylüyorum/ Güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.”

Çiçekli şiirler yazan ve ruhlara çiçek aşısı yapan kadın Didem Madak’ı saygı ve hasretle yâd ediyorum. (24/7/2011)

Şüphesiz, seni sevişimiz hep bir Laterna ve hep aynı şarkıyı tekrarlayan. Orada, acaba Ah’lar ağacında bir meyve yetiştirdi mi, bilemem. Lâkin, sensizlikte burası biraz daha çirkin ve biraz daha güzel değil.. Bu sevgisizlikte tıpkı senin yaptığın kurabiyeleri gibi, evet evet iyi pişmiş kurabiyeler gibi dağılıyor kalbimiz.. Sensiz, çoğu zaman defolu bir kelebek gibiyiz pul biber mahallesi sakinleri olarak. Ve nedense, seni hep kuşlar ve çiçeklerle düşünüyorum güzel kadın, Didem Madak. Mis gibi uyu orada bize çiçekli şiirler hazır’la(t).


Sensizlikte gözlerimiz bir yeşil fanila, balkonda uçuşan. Ve aklın çaresizliğini yaşıyorum grapon kağıtlarında. En son oturup, susmanın muhabbet kuşu oluyoruz seninle, Ah’lar ağacından meyva yiyerek. Asaletimizi herkese bırakıp Ah çekiyoruz, durmadan susarak.. 

A
h..

Kayıtlı olduğu alan didem madak çiçekli şiirler yazmak istiyorum bayım! çiçek güzel kadın çiçekli şiirler grapon kağıtları ah'lar ağacı pul biber mahallesi

12 not

Bizi bir kamyona doldurdular. Tüfekli bir erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, o polisler. Duyarlığım biraz da o çocukluk izlenimleriyle besleniyor belki. Anam sürgünde öldü, babam sürgünde öldü. Memo’ya ve sana duyduğum sevgide bu ölümleri de, bu öksüzlükleri de değerlendirmelisin. Aşkımın tandırdan yeni çıkmış bir yufka gibi her dem sıcak ve taze olduğunu anlamalısın. Yüksek öğrenim yıllarında Başkent sokaklarında ceplerimi ellerime doldurarak yürürken ileride bir karım olacağını, çocuklarım olacağını düşünürdüm. Yüzsüz, bedensiz bir şeydi bu kadın; bir gölge gibi düşlerimin arasından sıyrılır, geçer giderdi zaman zaman. Sensin o kadın. O çocuklar Memo ile Elif. Annemle babam Bilecik’te Şoşa’nın yanında yanyana iki mezarda uyuyorlar. Annem 1939’de, babam 1957’de öldü. İki ölüm arasında 20 yıllık bir ara var. Ama işte ikisi de yanyana yatıyor. Birgün gidelim. Gidelim mi? Büyükannemle Hasan amcam da şu koyu yeşilliğin altındalar. Ama yanyana değiller. “Sizin hiç babanız öldü mü?
Cemal Süreya, On Üç Günün Mektuplar 23/7/1972

Bizi bir kamyona doldurdular. Tüfekli bir erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, o polisler. Duyarlığım biraz da o çocukluk izlenimleriyle besleniyor belki. Anam sürgünde öldü, babam sürgünde öldü. Memo’ya ve sana duyduğum sevgide bu ölümleri de, bu öksüzlükleri de değerlendirmelisin. Aşkımın tandırdan yeni çıkmış bir yufka gibi her dem sıcak ve taze olduğunu anlamalısın. Yüksek öğrenim yıllarında Başkent sokaklarında ceplerimi ellerime doldurarak yürürken ileride bir karım olacağını, çocuklarım olacağını düşünürdüm. Yüzsüz, bedensiz bir şeydi bu kadın; bir gölge gibi düşlerimin arasından sıyrılır, geçer giderdi zaman zaman. Sensin o kadın. O çocuklar Memo ile Elif. Annemle babam Bilecik’te Şoşa’nın yanında yanyana iki mezarda uyuyorlar. Annem 1939’de, babam 1957’de öldü. İki ölüm arasında 20 yıllık bir ara var. Ama işte ikisi de yanyana yatıyor. Birgün gidelim. Gidelim mi? Büyükannemle Hasan amcam da şu koyu yeşilliğin altındalar. Ama yanyana değiller. “Sizin hiç babanız öldü mü?

Cemal Süreya, On Üç Günün Mektuplar 23/7/1972

Kayıtlı olduğu alan cemal süreya zuhal tekkanat elif sorgun memo seber memo emrah seber on üç günün mektupları mektup

35 not

Geceleri âşık olur, birbirimize aşkımızı geceleri ilan ederiz. Gündüzler bizi mantığımızı kullanmaya, kendi hapishanemize kapanmaya zorlar. Gün boyunca baskı güçleri, aşkın özgürlüğüne karşı savaşır. Ama geceler bizi yeniden âşık eder, bize “seni seviyorum” dedirtir. Gündüzleri söylenen “seni seviyorum’lar geceye gönderme yapar. Gündüz Vassaf, Cehenneme Övgü s.18

Geceleri âşık olur, birbirimize aşkımızı geceleri ilan ederiz. Gündüzler bizi mantığımızı kullanmaya, kendi hapishanemize kapanmaya zorlar. Gün boyunca baskı güçleri, aşkın özgürlüğüne karşı savaşır. Ama geceler bizi yeniden âşık eder, bize “seni seviyorum” dedirtir. Gündüzleri söylenen “seni seviyorum’lar geceye gönderme yapar. 

Gündüz Vassaf, Cehenneme Övgü s.18

Kayıtlı olduğu alan gündüz vassaf cehenneme övgü gece